İkitelli Organize Sanayi Bölgesi · Metal İş Sanayi Sitesi 13B Blok · Kat: 4 Daire: 5 · Başakşehir / İstanbul

Ödenmeyen ticari alacakların tahsilinde izlenebilecek hukuki yollar

Ticari alacağın etkin biçimde tahsili; alacağın dayanağının belirlenmesi, doğru yöntemin seçilmesi ve itiraz ihtimalinin baştan değerlendirilmesini gerektirir.

İncelemenin Kapsamı

Ticari alacakların tahsilinde takip öncesi hazırlık, arabuluculuk, icra takibi, itiraz sonrası yollar, dava ve geçici hukuki koruma tedbirleri ele alınmaktadır.

Ticari alacak tahsili için incelenen sözleşme ve finansal belgeler

Ödenmeyen ticari alacaklar, işletmelerin nakit akışını ve devam eden ticari ilişkilerini doğrudan etkiler. Tahsilat sürecinin yalnızca icra takibinin başlatılması olarak görülmesi, alacağın dayanağına veya borçlunun muhtemel itirazlarına ilişkin risklerin gözden kaçmasına neden olabilir. Etkin bir tahsilat stratejisi; belge düzeninin, borçlunun hukuki ve mali durumunun ve başvurulabilecek yolların birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Ticari alacağın hangi hukuki yöntemle tahsil edileceği; alacağın sözleşmeye, faturaya, cari hesaba, kambiyo senedine veya mahkeme kararına dayanmasına göre değişebilir. Bununla birlikte alacağın vadesi, teminat yapısı, borçlunun ödeme gücü ve muhtemel itirazları da izlenecek yolun belirlenmesinde önem taşır.

Bu yazıda ödenmeyen ticari alacaklar bakımından takip öncesi hazırlık, ihtar ve arabuluculuk süreci, icra takibi seçenekleri, borçlunun itirazı sonrasında başvurulabilecek yollar, ihtiyati haciz, konkordato ve tahsilat uygulamasında dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar ele alınmaktadır.

01.Takip öncesi hukuki ve ticari hazırlık

Tahsilat sürecine başlamadan önce alacağın dayanağı, miktarı ve vadesi açık biçimde belirlenmelidir. Sözleşme, sipariş kayıtları, faturalar, teslim veya hizmet kabul belgeleri, mutabakatlar, banka hareketleri ve yazışmalar birlikte incelenmelidir. Bu inceleme, talep edilebilecek ana para ve feri alacakların doğru hesaplanması bakımından önem taşır.

Borçlunun doğru ticaret unvanı, adresi, tüzel kişilik yapısı ve varsa teminatları da değerlendirilmelidir. Borçlunun malvarlığı durumu, devam eden faaliyetleri veya başka takiplerle karşı karşıya bulunması, izlenecek yöntemin hızını ve önceliğini etkileyebilir.

Alacağın dayanağı hangi belgelerle gösterilebilir?

Ticari alacağın dayanağı tek bir belgeyle sınırlı olmayabilir. Yazılı sözleşmenin bulunmadığı ilişkilerde teklif ve sipariş kayıtları, e-posta yazışmaları, sevk irsaliyeleri, teslim tutanakları, hizmet kabul belgeleri, faturalar, cari hesap mutabakatları ve kısmi ödemeler birlikte değerlendirilir. Belgelerin birbirini desteklemesi, alacağın doğumu ve miktarı bakımından ispat gücünü artırır.

Borçlu ve teminat yapısı neden incelenmelidir?

Takip doğru kişiye veya tüzel kişiye yöneltilmelidir. Ticaret unvanı, vergi veya MERSİS numarası, merkez adresi ve temsil bilgileri kontrol edilmeden başlatılan takipler tebligat ve taraf sıfatı tartışmalarına yol açabilir. Kefalet, garanti, rehin, ipotek, çek veya bono gibi teminatların bulunması halinde bunların şekli, kapsamı ve geçerliliği ayrıca incelenmelidir.

Fatura ve cari hesap kayıtlarının ispat bakımından değeri

Fatura düzenlenmiş olması, her uyuşmazlıkta malın teslim edildiğini veya hizmetin eksiksiz biçimde ifa edildiğini tek başına göstermeyebilir. Faturanın karşı tarafa ulaşıp ulaşmadığı, içeriğine itiraz edilip edilmediği, faturaya konu edimin teslim veya kabul kayıtları ve taraflar arasındaki önceki işlem düzeni birlikte değerlendirilmelidir. Cari hesap ekstresi veya mutabakat metni de içeriğine ve imza durumuna göre alacağın kabul edildiğine ilişkin önemli bir delil oluşturabilir.

Alacağın birden fazla fatura veya dönemden oluştuğu durumlarda, her kalemin vadesi ve varsa ödemelerin hangi borca mahsup edildiği açıkça gösterilmelidir. Hesabın yalnızca toplam bakiye üzerinden kurulması, borçlunun belirli kalemlere yönelik itirazlarının incelenmesini güçleştirebilir.

Takip öncesi risk tablosu

Dosya incelemesi sonunda alacağın güçlü ve tartışmalı yönlerini ayıran kısa bir risk tablosu hazırlanması yararlı olur. Bu tabloda ispat belgeleri, eksik kayıtlar, muhtemel itirazlar, zamanaşımı tarihleri, teminatlar ve tahsil kabiliyeti birlikte gösterilebilir. Böylece hukuki yöntemin yalnızca alacağın miktarına göre değil, beklenen süre ve maliyet dikkate alınarak seçilmesi mümkün hale gelir.

Başarılı tahsilat, çoğu zaman ilk hukuki başvurudan önce yapılan hazırlığa bağlıdır. Talebin dayanağı ve borçlunun durumu netleşmeden başlatılan süreçler, zaman ve maliyet kaybına yol açabilir.

02.Müzakere, ihtar ve ticari arabuluculuk

Ticari ilişkinin niteliğine göre takip öncesinde yazılı ödeme talebi veya ihtar gönderilmesi, borçlunun tutumunun ve uyuşmazlık konularının belirlenmesini sağlayabilir. İhtarın içeriğinde alacağın dayanağı, tutarı, vadesi ve ödeme için tanınan süre açık biçimde gösterilmelidir.

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda, kanunda öngörülen kapsam dahilinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk süreci yalnızca usuli bir aşama olarak değil; ödeme takvimi, teminat, indirim veya yapılandırma seçeneklerinin hukuki güvence altında görüşülebileceği bir çözüm yöntemi olarak değerlendirilmelidir.

Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk

Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir. İtirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kanunda öngörülen kapsam dahilinde dava şartı arabuluculuğa tabidir. Arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açılması, dava şartı yokluğu nedeniyle usuli sonuç doğurabilir.

Arabuluculuk anlaşmasının icrası

Tarafların ödeme planı veya yapılandırma üzerinde anlaşması halinde anlaşma metninde tutar, vade, temerrüt sonucu, teminatlar ve ihlal halinde izlenecek yol açıkça düzenlenmelidir. Kanuni şartları taşıyan arabuluculuk anlaşma belgeleri ilam niteliğinde belge niteliği kazanabilir ve gerektiğinde ilamlı icraya konu edilebilir.

İhtarın içeriği ve bildirim yöntemi

İhtar, borçluyu ödeme konusunda bilgilendirmenin yanında temerrüt tarihinin ve tarafların uyuşmazlık öncesindeki tutumunun belirlenmesine de hizmet edebilir. Bu nedenle talebin hangi sözleşme, fatura veya teslim işlemine dayandığı; ana para, faiz ve diğer kalemlerin nasıl hesaplandığı; ödemenin hangi hesaba ve hangi tarihe kadar yapılması gerektiği tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirtilmelidir.

Bildirimin noter, kayıtlı elektronik posta veya sözleşmede kararlaştırılan başka bir yöntemle yapılması gündeme gelebilir. Seçilen yöntemin sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuatla uyumu ile bildirimin karşı tarafa ulaştığını gösteren kayıtların saklanması önem taşır.

Yapılandırma görüşmelerinde hukuki güvence

Borçlu tarafından ödeme güçlüğü ileri sürülmesi halinde taksitlendirme veya yapılandırma ticari açıdan makul bir seçenek olabilir. Bununla birlikte yeni planın önceki borcu ortadan kaldırıp kaldırmadığı, mevcut teminatların devam edip etmediği, taksitlerden birinin ödenmemesinin sonucu ve uyuşmazlık halinde başvurulacak yol açıkça düzenlenmelidir. Belirsiz bir yapılandırma metni, tahsilatı kolaylaştırmak yerine yeni bir uyuşmazlık doğurabilir.

03.İcra takibi yollarının değerlendirilmesi

Alacağın niteliğine göre genel haciz yoluyla ilamsız takip, kambiyo senetlerine özgü takip, ilamlı takip veya rehnin paraya çevrilmesi yolu gündeme gelebilir. Uygun takip yolunun belirlenmesi; alacağın dayandığı belgeye, teminat yapısına ve borçlunun durumuna göre yapılmalıdır.

  • İlamsız takip: Para ve teminat alacaklarında, alacağın mahkeme kararına bağlı olmadığı durumlarda başvurulabilen genel takip yoludur.
  • Kambiyo takibi: Çek, bono veya poliçeye dayalı alacaklarda, senedin şekli ve süresi uygun olduğu ölçüde gündeme gelebilir.
  • İlamlı takip: Mahkeme kararı veya ilam niteliğindeki belgeye dayanan taleplerin yerine getirilmesi amacıyla yürütülür.
  • Rehnin paraya çevrilmesi: Alacağın rehinle güvence altına alındığı hallerde teminatın niteliğine göre değerlendirilir.

Yetkili icra dairesi ve takip talebi

Takibin hangi icra dairesinde başlatılacağı, genel yetki kuralları ile sözleşmede geçerli bir yetki düzenlemesi bulunup bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirilir. Takip talebinde alacağın miktarı, faiz türü ve başlangıç tarihi, borcun sebebi ve dayanak belgeler doğru gösterilmelidir. Yabancı para alacaklarında talebin nasıl formüle edileceği ayrıca önem taşır.

İlamsız takipte ödeme emri ve itiraz

Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesiyle birlikte kanuni süreler işlemeye başlar. Borçlu, borca, faize, imzaya veya yetkiye itiraz edebilir. İtirazın içeriği, takip sonrasında başvurulacak hukuki yolun ve ispat yükünün belirlenmesinde etkili olur.

Takip yolunun yanlış seçilmesinin sonuçları

Her para alacağı bakımından aynı takip yöntemi uygun değildir. Kambiyo senedine dayalı bir alacakta senedin zorunlu unsurlarının veya başvuru sürelerinin gözden kaçırılması, özel takip yolundan yararlanılmasını engelleyebilir. Rehinle güvence altına alınmış alacaklarda ise kural olarak önce rehne başvurma zorunluluğu ve bunun istisnaları dikkate alınmalıdır. Takip yolunun hatalı seçilmesi, şikayet veya itiraz süreçlerine ve gereksiz giderlere neden olabilir.

Tebligat ve borçlu adresi

Takip süresinin sağlıklı işlemesi, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğine bağlıdır. Borçlunun ticaret sicilindeki adresi, bilinen diğer adresleri ve elektronik tebligat yükümlülüğü kontrol edilmelidir. Usulsüz tebligat iddiası, kesinleşmiş olduğu düşünülen bir takipte dahi süre ve işlem tartışması doğurabileceğinden tebligat kayıtları ayrıca izlenmelidir.

04.Borçlunun itirazı sonrasında başvurulabilecek yollar

Borçlunun ilamsız takibe süresinde itiraz etmesi halinde takip durur. Bu aşamadan sonra başvurulabilecek yol, alacağın dayanağına ve mevcut belgelere göre değişir. İtirazın kaldırılması veya itirazın iptali yolları arasında seçim yapılırken süreler ve ispat imkanları ayrıca değerlendirilmelidir.

İtirazın iptali davasında ticari uyuşmazlığın esasına ilişkin inceleme yapılır. Koşulların bulunması halinde icra inkar tazminatı talebi de gündeme gelebilir. Borçlunun itiraz gerekçelerinin takip öncesinde öngörülmesi, dava stratejisinin daha sağlıklı kurulmasını sağlar.

İtirazın iptali davası

İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi kapsamında itirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Mahkeme alacağın varlığını ve miktarını genel hükümlere göre inceler. Dava sonucunda itirazın iptaline karar verilmesi halinde duran takibe devam edilebilir.

İtirazın kaldırılması

Alacağın İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen belgelerden birine dayanması halinde, koşullarına göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılması talep edilebilir. Bu yol, itirazın iptali davasından farklı bir inceleme ve süre düzenine tabidir. Başvuru süresi ve belgenin niteliği dosya özelinde dikkatle değerlendirilmelidir.

Kısmi itiraz ve itirazın kapsamı

Borçlu yalnızca alacağın bir bölümüne, faiz oranına veya yetkiye itiraz edebilir. İtirazın hangi kalemlere yöneldiğinin belirlenmesi, takibin itiraz edilmeyen bölüm bakımından devam edip etmeyeceği ve sonraki başvurunun kapsamı açısından önemlidir. Alacaklının, itiraz dilekçesini yalnızca sonuç kısmıyla değil ileri sürülen her gerekçeyle birlikte incelemesi gerekir.

İcra inkar tazminatı değerlendirmesi

İtirazın iptali davasında koşulların bulunması halinde icra inkar tazminatı talep edilebilir. Bununla birlikte bu talebin sonucu, alacağın likit olup olmadığı ve tarafların takipteki tutumu gibi unsurlara bağlıdır. Tazminat talebi, somut dosyanın özellikleri incelenmeden otomatik bir talep kalemi olarak değerlendirilmemelidir.

05.Alacak davası ve tahsilat süreci

Alacağın doğrudan dava yoluyla talep edilmesi veya duran takip sonrasında dava açılması gerekebilir. Görevli ve yetkili mahkeme, sözleşmedeki yetki hükümleri, zamanaşımı, uygulanacak faiz ve deliller dava açılmadan önce incelenmelidir.

Mahkeme kararının alınması tahsilatın son aşaması değildir. Kararın icrası, borçlunun malvarlığına yönelik araştırmalar ve haciz işlemleri de sürecin bir parçasıdır. Bu nedenle dava ve icra stratejisinin birlikte planlanması önem taşır.

Görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi

Uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olması halinde görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel yetki kuralları, sözleşmenin ifa yeri ve varsa geçerli yetki sözleşmesi dikkate alınarak belirlenir. Görev ve yetki incelemesi, dava açılmadan önce yapılmalıdır.

Delillerin sunulması ve ticari defterler

Sözleşmeler, faturalar, teslim kayıtları, banka hareketleri ve elektronik yazışmaların yanı sıra ticari defter ve kayıtlar da uyuşmazlığın ispatında önem taşıyabilir. Belgelerin usulüne uygun biçimde saklanması ve birbirleriyle uyumlu olması, yargılama sürecindeki ispat imkanını güçlendirir.

Elektronik kayıtlar ve şirket içi süreçler

E-posta, elektronik sipariş sistemi, kurumsal mesajlaşma kayıtları ve dijital teslim belgeleri ticari ilişkinin kurulması ve ifası bakımından önem taşıyabilir. Ancak kaydın kim tarafından oluşturulduğu, bütünlüğünün korunup korunmadığı ve şirket adına işlem yapan kişinin yetkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Tahsilat dosyası hazırlanırken yalnızca muhasebe kayıtlarının değil, satış, operasyon ve lojistik birimlerinde bulunan kayıtların da toplanması gerekir.

Karar sonrasında haciz ve paraya çevirme

Takibin kesinleşmesi veya ilam alınması, alacağın kendiliğinden tahsil edileceği anlamına gelmez. Borçlunun banka hesapları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, taşınırları, taşınmazları veya şirket payları bakımından haciz işlemleri gündeme gelebilir. Haczedilen malvarlığının değeri, üzerindeki önceki haciz ve rehinler ile satış kabiliyeti dikkate alınarak tahsilat planı güncellenmelidir.

06.İhtiyati haciz ve geçici hukuki koruma

Borçlunun malvarlığını devretmesi veya tahsil imkanının azalması riski bulunan durumlarda, kanundaki şartların varlığı halinde ihtiyati haciz talep edilebilir. İhtiyati haciz, para alacağının güvence altına alınmasına yönelik geçici bir hukuki koruma tedbiridir.

Talebin kabulü için alacağın niteliği, muacceliyet durumu ve sunulan deliller önem taşır. Mahkemece teminat gösterilmesi istenebilir. Tedbirin zamanlaması ve sonrasında yürütülecek takip veya dava işlemleri bir bütün olarak planlanmalıdır.

İhtiyati haczin temel şartları

İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati haciz, kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para alacakları bakımından gündeme gelir. Vadesi gelmemiş alacaklar yönünden ise kanunda ayrıca sayılan şartların gerçekleşmesi gerekir. Mahkeme, alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispatı ve tedbir koşullarını değerlendirir.

İhtiyati hacizden sonra tamamlayıcı işlemler

Dava veya takipten önce ihtiyati haciz kararı uygulanmışsa, İcra ve İflas Kanunu’nun 261. maddesinde öngörülen süre içinde takip talebinde bulunulması veya dava açılması gerekir. Bu süreye uyulmaması, ihtiyati haczin kendiliğinden kalkması sonucunu doğurabilir.

İhtiyati haciz ile ihtiyati tedbir arasındaki fark

İhtiyati haciz, para alacağının ileride tahsilini güvence altına almayı amaçlar. İhtiyati tedbir ise uyuşmazlık konusu hak veya malvarlığı bakımından daha farklı bir geçici koruma işlevine sahiptir. Talebin yanlış hukuki koruma türüne dayandırılması, başvurunun reddedilmesine veya amaçlanan korumanın sağlanamamasına neden olabilir.

Geçici hukuki koruma talebi hazırlanırken yalnızca hukuki şartlar değil, kararın fiilen nerede ve hangi malvarlığı üzerinde uygulanabileceği de düşünülmelidir. Borçluya ait malvarlığının bilinmediği bir dosyada alınan kararın pratik etkisi sınırlı kalabilir.

07.Faiz, zamanaşımı ve talep kalemleri

Ticari alacağın tahsilinde ana para dışında faiz, cezai şart, kur farkı, masraf veya tazminat talepleri gündeme gelebilir. Her talep kaleminin sözleşmesel veya kanuni dayanağı ayrı ayrı belirlenmelidir. Faiz türü, oranı ve başlangıç tarihi takip talebinde ve davada açıkça gösterilmelidir.

Alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı da takip veya dava öncesinde incelenmelidir. Zamanaşımı süresi alacağın kaynağına göre değişebilir. Kısmi ödeme, borç ikrarı, dava veya takip gibi işlemlerin zamanaşımına etkisi ayrıca değerlendirilir.

Temerrüt faizinin başlangıcı

Temerrüt faizinin başlangıcı, borcun belirli vadeye bağlı olup olmadığına ve borçlunun temerrüde ne şekilde düşürüldüğüne göre belirlenir. Sözleşmedeki vade ve bildirim hükümleri ile gönderilen ihtarların içeriği bu nedenle önem taşır.

Kısmi ödeme ve mahsup

Borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin ana para, faiz veya masraflardan hangisine mahsup edildiği toplam bakiye bakımından önem taşır. Tarafların bu konuda açık bir mutabakatı bulunmaması halinde kanuni mahsup kuralları gündeme gelebilir. Tahsilat hesabının her ödeme sonrasında güncellenmesi ve borçluya bildirilen bakiye ile şirket kayıtlarının uyumlu tutulması gerekir.

Döviz üzerinden belirlenen alacaklar

Yabancı para üzerinden kararlaştırılan ticari alacaklarda talep biçimi, ödeme tarihi, kur ve faiz hesabı ayrıca değerlendirilmelidir. Sözleşmedeki para birimi ve ödeme hükümleri ile fiili uygulamanın birbirinden farklı olması, takip veya dava aşamasında hesap tartışmasına yol açabilir.

08.Konkordato ve iflas halinde alacağın takibi

Borçlu hakkında konkordato mühleti verilmesi veya iflas kararı alınması, bireysel takip ve tahsilat imkanlarını önemli ölçüde etkiler. Konkordato sürecinde takip yasağı, alacağın komiserliğe bildirilmesi ve projeye itiraz gibi başlıklar gündeme gelebilir. Alacaklının ilanları ve süreleri düzenli takip etmesi gerekir.

İflas halinde alacakların iflas masasına kaydettirilmesi, sıra cetvelinin incelenmesi ve gerektiğinde sıra cetveline itiraz edilmesi önem taşır. Rehinli, imtiyazlı veya adi alacakların tahsil imkanları birbirinden farklıdır. Teminatların niteliği ve alacağın sırası, tahsilat sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Konkordato ilanlarının ve sürelerin izlenmesi

Konkordato sürecinde alacaklının yalnızca mevcut takibin durumunu izlemesi yeterli değildir. Mahkeme ve komiserlik ilanları, alacağın bildirilmesine ilişkin süreler, alacaklılar toplantısı ve tasdik projesinin içeriği düzenli biçimde takip edilmelidir. Alacağın projede eksik veya tartışmalı gösterilmesi halinde başvurulabilecek yollar süresi içinde değerlendirilmelidir.

İflas masasındaki sıra ve teminatların etkisi

İflas masasından yapılacak tahsilat, borçlunun malvarlığı ile alacağın hukuki sırasına bağlıdır. Rehin, imtiyaz veya üçüncü kişi teminatı bulunan dosyalarda, masaya kayıt işlemi ile teminata yönelik başvuruların birbiriyle uyumlu yürütülmesi gerekir. Sıra cetvelinin ilanından sonra alacağın kabul biçimi ve sırası ayrıca kontrol edilmelidir.

09.Tahsilat sürecinde uygulama planı

Ticari alacak tahsilatı, dosyanın niteliğine göre farklı yöntemlerin birlikte veya sıralı biçimde uygulanmasını gerektirebilir. Standart bir işlem dizisi yerine alacağın dayanağı, borçlunun durumu, teminatlar ve uyuşmazlık ihtimali esas alınmalıdır.

  • Dosya incelemesi: Alacağın dayanağı, vadesi, tutarı, zamanaşımı ve borçlu bilgileri belirlenir.
  • Risk değerlendirmesi: Borçlunun muhtemel itirazları, malvarlığı durumu ve teminatlar incelenir.
  • Yöntem seçimi: Müzakere, ihtar, arabuluculuk, icra takibi, dava veya ihtiyati haciz seçenekleri değerlendirilir.
  • Süre takibi: İtiraz, dava, arabuluculuk, ihtiyati haciz ve zamanaşımı süreleri dosya planına işlenir.
  • Tahsilat sonrası işlemler: Ödeme, mahsup, harç ve dosya kapatma işlemlerinin kayıt altına alınması sağlanır.

Sık rastlanan uygulama hataları

  • Alacağın tamamını destekleyen belgeler toplanmadan yalnızca faturaya dayanılarak işlem başlatılması.
  • Borçlunun güncel ticaret unvanı, adresi ve temsil yapısı kontrol edilmeden takip yapılması.
  • Faiz türü, oranı ve başlangıç tarihinin dayanağı gösterilmeden talepte bulunulması.
  • İtiraz, dava, zamanaşımı veya geçici koruma sürelerinin ayrı bir dosya takviminde izlenmemesi.
  • Yapılandırma görüşmeleri sürerken mevcut teminatların ve hukuki sürelerin gözden kaçırılması.

Başlıca mevzuat çerçevesi

Ticari alacakların tahsilinde başta 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri gündeme gelebilir. Uygulanacak hükümler, alacağın kaynağına, tarafların sıfatına, teminatlara ve seçilen hukuki yola göre değişir.

Bu nedenle her dosyada yalnızca alacağın mevcut olup olmadığı değil; hangi sürede, hangi merci önünde, hangi delillerle ve hangi geçici koruma imkanlarıyla ileri sürüleceği birlikte değerlendirilmelidir.

10.Sık karşılaşılan sorular

Alacağın niteliğine göre doğrudan icra takibi başlatılması mümkün olabilir. Bununla birlikte alacağın dayanağı, vadesi, borçlu bilgileri, uygulanacak faiz ve uygun takip yolu önceden değerlendirilmelidir.

Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. Alacaklı, belgenin ve uyuşmazlığın niteliğine göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali gibi hukuki yollara başvurabilir.

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari davalarda, kanunda öngörülen kapsam dahilinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

İhtiyati haciz, para alacağının güvence altına alınması amacıyla kanundaki şartların bulunması halinde mahkemeden talep edilebilir. Talep, alacağın niteliği ve mevcut deliller çerçevesinde değerlendirilir.

Faturanın ispat gücü somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Teslim, hizmetin ifası, sipariş, mutabakat, ödeme ve yazışma kayıtlarının birlikte incelenmesi gerekir.

Ödeme planında borcun kapsamı, taksit tarihleri, temerrüt sonucu, teminatlar ve önceki takip veya dava dosyalarının durumu açıkça düzenlenmelidir.

İletişim

Hukuki değerlendirme talepleri

Bu yayın genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Belirli bir ticari alacak veya tahsilat sürecine ilişkin hukuki değerlendirme, somut olayın koşulları ve ilgili belgeler çerçevesinde yapılmalıdır.

İletişim bilgileri
Adresİkitelli Organize Sanayi Bölgesi
Metal İş Sanayi Sitesi 13B Blok
Kat: 4 Daire: 5 · Başakşehir / İstanbul